Diş teli nedir?

Ortodonti tedavileri altında gerçekleştirilen diş teli tedavisi, diş ve çevre dokularda meydana gelmiş düzensizliklerin giderilmesinde kullanılan bir işlemdir. Diş teli tedavisine aynı zamanda ortodontik tedavi de denilmektedir ve kişiye muhteşem bir gülümseme, onarılmış bir diş sağlığı sunmaktadır. Düzensiz ve çapraşık diş dizilimine sahip olan kişiler için gülümsemek oldukça can sıkıcı olmakta, sosyal yaşamlarını bu sebeple kısıtlamaktadırlar.

Diş Teli TedavisiDiş teli, dişlerde meydana gelmiş düzensizliklerin giderilmesini amaçlayan bir aparat olup kişinin düzgün bir diş yapısına kavuşmasını sağlamaktadır. Diş teli taktırmak isteyen kişiler nasıl bir işlem olduğu, taktırmadan önce dişlerin çekilip çekilmediği, ağrılı bir işlem olup olmadığı ve telin takıldıktan sonraki sürecinde neler yapılıp yapılamayacağı konularında sıkça araştırma yapmakta ve bu gibi soruları tarafımıza sormaktadırlar. Diş teli tedavisi korkulacak ve endişe edilecek bir işlem olmayıp en acısız, en ağrısız diş tedavilerinden bir tanesidir. Diş teli taktırmak isteyen hasta uzun zamandır diş kontrollerini yaptırmıyor ise diş teli tedavisinin gerçekleşmesi için bazı dişlerin çekilmesi durumu olabilmektedir. Bazı durumlarda ise dişlere hiç müdahale edilmeden diş telleri hastaya takılmaktadır. Diş teli tedavisi için hastanın öncelikle diş yapısı incelenir ve diş yapısına uygun tedavi sağlanmaktadır. Hastanın diş yüzeyine kare şeklindeki braketler yapıştırılır arkasından ark telleri braketlerden geçirilerek sabitlenme yapılır.

Diş teli taktıran kişilerin en çok merak ettikleri konulardan biri ise ne kadar süre takılı kalacağıdır. Diş telinin ne kadar süre takılı kalacağı kişiden kişiye değişmekte, kimi kişilerde 5-6 kimi kişilerde ise 2 yıldan fazla takılı halde kalmaktadır. Diş teli tedavisi yaptıran kişiler düzenli olarak bakımını yapmalı, düzenli olarak da kontrollerine gitmelidirler. Diş teli uygulaması ortodonti uzmanları tarafından yapıldığı için son derece başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Bu yazımızda diş teli nedir, diş teli neden yapılır, diş teli kimler için uygundur ve diş teli avantajları nelerdir sorularına cevaplar vereceğiz.

Diş teli neden yapılır?

Diş teli; çoğunlukla bozuk olan diş yapısını düzeltmek amacıyla uygulanan bir tedavidir. Fakat bunun yanında dişi ayrık olan, dişi kırık olan ve dişi çıkmayan kişilerde de uygulanmaya müsait bir işlemdir.

Diş teli kimler için uygundur?

Diş teli taktırmak isteyen kişiler acaba benim için uygun mu sorusunu kendilerine çok sormaktadırlar. Özellikle yirmili yaşlarda kişiler dişlerin gelişimini tamamladığı, diş teli takılsa bile düzelme olmayacağı yanılgısına düşebilmektedirler. Diş teli tedavisi her yaştaki erkek, kadın, genç, yaşlı, çocuklara uygulanabilir.

Diş teli avantajları nelerdir?

Diş teli yaptıran kişilerde birçok olumlu izler bırakmaktadır. Diş telinin kişiye sunduğu avantajlar şu şekildedir:

  • Diş teli tedavisi ile kişi, sağlıklı ve düzgün diş yapısına sahip olur.
  • Kişinin kaybetmiş olduğu özgüveni geri gelir ve sosyal yaşamı aktifleşir.
  • Düzensiz dişler kişinin çiğneme hareketini kısıtlar. Diş teli tedavisi kişinin çiğnemesini kolaylaştırır.
  • Bazı diş bozuklukları konuşmayı da olumsuz etkilemekte ve takılan diş telleri kişiye kolay konuşma imkanı sağlar.
  • Kişinin diş yapısı düzeldiği için diş temizliği daha kolay yapılır.
  • Bazı ortodontik problemler kişinin ilerde çene ameliyatı olmasına zemin hazırlayabilir. Erken yaşta diş teli tedavisi uygulanırsa çene ameliyatı gibi bir durum söz konusu olmaz.

Diş teli tedavisi, bozuk yapılı dişlerin düzeltilmesi için uygulanan yöntemdir. Modern anlamda ortodonti tedavisinin geçmişi çok uzun olmasa da bu tip iyileştirme yöntemlerinin geçmişi oldukça eskiye dayanıyor. MS. 625 yıllarında Paulus Aegineta tarafından bazı diş tedavilerinin çekim yöntemi ile düzelebileceğine yönelik öneriler yapılmıştır.

Dişler vücudun yalnızca yemek ile ilgili işlevlerini yürütmezler. Aynı zamanda bedenimizin orantısında da önemli görevler üstlenirler. Örneğin, İngiltere’de bir hastanın uzun yıllar çözülemeyen bel ağrılarının yapılan araştırmalar sonucunda dişlerin bozuk yapısından kaynaklandığı ortaya çıkartılmıştır. Dolayısıyla böylesine önemli bir konu olan diş teli tedavisi mutlaka diş hekimine yaptırılmalıdır.

Diş teli tedavisi ile ağız içerisindeki bozukluklar, çene yapısı gibi birçok nokta düzeltilir. Bunun yanı sıra estetik olması bakımından da kişilerin özgüvenini etkileyecek tedavi araçlarından birisidir.

Diş teli işe yarar mı?

Dişlerin bozuk yapısının düzeltilmesi bakımından diş teli oldukça önemlidir. Bu açıdan bakıldığında diş teli işe yarar mı? sorusu da cevap buluyor. Diş teli tedavisinde zaman her şeyden önemlidir. Çünkü uygulanacak tedavi çoğu zaman bir yılı aşmaktadır. Elbette ağız ve diş yapısı çok bozuk hastalarda bu süre daha da uzamakta ve araya başka tedaviler de eklenmektedir.

Diş teli takıldıktan sonra dişleri düzeltmek için baskı uygular ve yerine getirmeye çalışır. Kişi tel takılması ile birlikte belirli periyotlarda doktorunu ziyaret eder ve böylece doktoru teli yeniden olması gereken sıkılığa getirir. Ayrıca dişlerin gelmesi gereken yöne göre de gerekli ayarlamaları yapar.

Diş teli yüz şeklini değiştirir mi?

Diş teli ile yüz şekli değişmez. Yüz dediğimiz bölge birçok noktadan oluşmakta ve tek sefer uygulanan müdahalelerle bile değişmesi güçtür. Kaldı ki ağız içerisinde problemleri gidermek amacıyla takılan diş tellerinin böyle bir değişimi gerçekleştirmesi mümkün değildir.

Ancak dişlerin çarpık ya da bozuk yapısı nedeniyle çene kısmında düzelme söz konusu olabilir. Özellikle dişlerin çarpıklığından kaynaklı ağzın tam kapanmaması durumu da bu süreçte çözüme kavuşur. Kısacası hastalar yüzlerinin değişeceği korkusu ile bu tedaviyi ertelememeliler.

Diş teli için en uygun yaş aralığı kaçtır?

Diş teli tedavisinde herhangi bir yaş aralığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla hangi yaştan olursanız olun bu tedavinin yaptırılması mümkündür. Ancak elbette her tedavide olduğu gibi yaş avantajı mevcuttur. Özellikle 9 ila 14 yaş aralığında puberte denilen dönemde bu tedavi daha hızlı sonuç verir ve ilerleyen yaşlarda çocuğun daha özgüvenli olmasını sağlar. 9 yaşında tedavisi başlayan çocuğun gelişim dönemlerinde de gerekli takibi yapılır ve diş sağlığının korunması için tüm adımlar atılır.

Diş teli tedavisi gerekli görülmesi halinde yaptırılması gereken yöntemlerden birisidir. Bu hem ağız sağlığınız hem de çene düzeni için elzemdir. Tedavi ile diş bozukluğuna bağlı gelişen rahatsızlıkların da giderilmesi noktasında adım atmış olursunuz.

Diş Teli Tedavisi

Çeşitli sebeplerden çarpık diş yapısına sahip olan kişilere uygulanan yöntem olan diş teli tedavisi, yalnızca ağız içerisine değil, buna bağlı olarak çeneye de katkı sağlamaktadır. Çünkü bozuk diş yapısı ister istemez çene kemiğinin de doğru bir pozisyon almasını engellemektedir.

Diş teli tedavisi, ağız içerisinde yer alan dişlerin sağlıklı bir pozisyona gelmesini sağlamak ve bölgedeki dokuların da buna uyum sağlamasını amaçlayarak uygulanırsa daha etkili olur. Tedavi süreci uzundur. Zamana yayılarak yapılır. Kabaca 18 ay ile 30 aya kadar devam edebilir. Elbette hastanın diş çarpıklığı belirli bir bölgedeyse ve çabuk çözülecekse bu sürelerden daha azı da olabilmektedir.

Dişler üzerine yerleştirilen braketler sayesinde dişler zaman içerisinde istenen pozisyonu alır. Ancak pozisyon alırken belirli periyotlarda yapılan doktor ziyaretleri sırasında gerekli sıkılaştırma işlemleri yapılmadan tedavi süreci sağlıklı işlemez. Dişlere uygulanacak baskı da doğru bir şekilde ayarlanmalıdır. Aksi takdirde hem diş yapısı üzerinde hem de dokularda hasara sebep olunabilir.

Diş teli tedavisine genel olarak büyüme çağı olarak geçen ve ergenlik sürecinin başı olan 12 – 13 yaşlarında başlanabilir. Bu dönemde yapılacak tedaviler hem kısa sürer hem de daha yumuşak olabilir. Ancak yaş ilerledikçe dişlerin bulundukları yere yerleşmesi dolayısıyla daha sert tedavi yöntemlerine başvurulabilir. Bu nedenle geciktirmeden tüm süreci takip etmek gerektirmek en doğru hareket olacaktır.

Diş teli tedavisi sırasında nelere dikkat edilmeli?

Diş teli tedavisi uygulaması sırasında hastaların yönteme faydası olacak ve iyileşme aşamasında herhangi bir sorun ortaya çıkartmayacak hususları göz önünde bulundurması gerekiyor. Öncelikli olarak ağız bakımı konusunda çok hassas olunmalıdır. Normal bir kişiden en az iki kat daha fazla dikkat edilmesi önemlidir.

Dişlere yapışacak ya da çürümesine neden olacak gıdalardan uzak durulmalıdır. Yumuşak ve diş fırçalama sırasında çabuk çıkacak yiyecekleri tüketmek diş sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kola, gazoz, maden suyu gibi asitli içecekler
  • Lokum ve sakız gibi dişlere yapışacak gıdalar,
  • Sert meyvelerden ya da sertliği ile dişleri zorlayacak et ürünleri,
  • Braketlerin sağlıklı bir şekilde kalmasını engelleyecek çerez türündeki tüm yiyecekler,
  • İçerisinde sert çekirdekli yapısı olan kiraz, vişne, kayısı gibi gıdalar,

Spor organizasyonları ile ilgileniyorsanız braketlerinize zarar gelmesini engellemek için aparat kullanmalısınız. Bu noktada ağız içi aparey adı verilen ürün işinize yarayacaktır.

Diş Teli Tedavisi Sonrası

Uzun zaman diş teli taktıktan sonra ağız ve çene yapısının düzelmesi sonrasında uygulayabileceğini bazı maddeler bulunmaktadır. Bu dönemde pasif tedavi adı verilen alışma sürecine destek olacak apareyler kullanılabilir. Ayrıca diş teli tedavisi sonrasında doktorunuzu belirli periyotlarla ziyaret etmelisiniz. Bunun temel sebebi dişlerde eskiye dönüş ya da farklı bozuklukların oluşup oluşmadığını kontrol ederek, gerekli önlemlerin en baştan alınmasını sağlamaktır.

Formu doldurun, sizinle hemen iletişime geçelim !

    * Verdiğiniz kişisel veri ve iletişim bilgileriniz, Kaş Sağlık Hizmet ve Ürünleri Kimya San. Tic. Ltd. Şti (Kaş Tıp Merkezi) tarafından Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kayıt altına alınır, işlenir ve muhafaza edilir. Detaylı bilgi için kişisel verilerin korunması ve işlenmesi politikamızı* ve aydınlatma metnini* okuyabilirsiniz.

    Ağız ve Diş Sağlığı

    Güzel bir gülümseme kadar insanı güzel gösteren başka bir şey yoktur. Parlak dişlere ve sağlıklı bir ağıza sahip olmanın yolu da ağzımıza gereken önemi göstermekten geçer.

    Dolgu, köprü, implant, diş eti hastalıkları , çapraşık diş tedavisi gibi her türlü diş hastalığının teşhis ve tedavisi kliniğimizde gerçekleştirilmektedir. Diş ünitelerimizde Avrupa’dan ithal son model cihazlarla muayene ve tedaviler yapılmaktadır. Hijyen ve sterilizasyona azami dikkat edilmekte, muayene aletleri tek tek paketlenerek sterilize edilmektedir.

    İmplant

    Diş eksikliği hem estetik hem de fonksiyonel olarak kişiye birçok problem yaratmaktadır. Kişi etkin bir çiğneme gerçekleştirememekte, ağız kapanışında yaşayabileceği sorunlar sonucunda çene ekleminde istenmeyen durumlar oluşabilmektedir. Sağlık problemlerinin yanında oluşan estetik dışı görüntü kişide özgüven kaybına yol açmaktadır.

    İmplant; eksik dişlerin yerine konması amacıyla çoğunlukla vida şeklinde olan, çene içine yerleştirilen yapay bir diş köküdür. İmplantlar genellikle titanyumdan yapılmaktadır. Titanyum implantlar yüksek doku uyumu nedeniyle yüksek başarı oranına sahiptir. İmplant, tek diş eksikliğinden hiç dişi olmayan hastalara kadar çok geniş bir yelpazede uygulanabilir olduğu için diş hekimliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

    İmplant işlemi iki aşamadan oluşmaktadır. Daha ileri cerrahi uygulama gerektiren durumlar haricinde standart bir implant uygulamasında, ilk etapta implantın yerleştirileceği bölge lokal anesteziyle uyuşturulur. Ardından diş eti kaldırılarak daha önce belirlenmiş olan kemik kalınlığı ve yüksekliğine uygun olarak implant için kemikte yer hazırlanarak implant yerleştirilir. İkinci aşamada ise implantın çeneyle bütünleşmesi için bir süre beklenildikten sonra implantın üzeri açılır ve dişi taklit eden kısım yerleştirilerek protez işlemlerine başlanır.

    İmplantın vücut tarafından reddedilmesi söz konusu değildir. Ancak iyileşme döneminde ortaya çıkabilecek enfeksiyonlar, ağız hijyenine dikkat edilmemesi, aşırı alkol ve sigara tüketimi gibi etkenler implantın kemik ile birleşmesini engelleyebilir.

    Düzenli diş hekimi kontrolü ve iyi bir ağız hijyeni ile implantlarınızı uzun yıllar boyunca kullanabilirsiniz.

    Diş Beyazlatma

    Sararan dişlerinizden şikayetiniz varsa, dişlerinizin daha beyaz görünmesini istiyorsanız diş beyazlatma yöntemi ile bu soruna çözüm bulmak çok kolay. Bembeyaz dişlere sahip olmak için uygulanan diş beyazlatma işlemi (bleaching) özellikle son zamanlarda birçok kişinin tercihidir. Diş beyazlatma işlemi 2 şekilde yapılıyor. Bunlardan birincisi ofis tipi beyazlatma diğeri ise ev tipi beyazlatmadır.

    Beyazlatma işlemi öncesinde dişlerde mevcut olan dış kaynaklı renklenmeler (çay, kahve, sigara vb.) ve diş taşlarının uzaklaştırılması amacıyla diş temizliği yapılır. Ön dişlerde daha önceden yapılmış estetik dolgular varsa, beyazlatma sonrası bu olguların oluşacak renk farkı nedeniyle değiştirilmesi gerekebileceği unutulmamalıdır. Aynı şekilde dişin görünen yüzeylerinde çürük veya çürük başlangıçları varsa beyazlatma işleminden önce temizlenmelidir.

    Tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra dişetlerine beyazlatma ajanının yumuşak dokuda meydana getirdiği yan etkilerin önüne geçmek için koruyucu tabaka (gingival bariyer) uygulanır ve ışık kaynağı kullanılarak sertleştirilir.Sonrasında beyazlatma ajanı dişler üzerine sürülerek ışın kaynağına tabi tutulur.

    Bu işlem 15 er dakikalık 3 seans şeklinde uygulanır.Tüm işlem yaklaşık 1 saatte tamamlanır.

    Ofis tipi diş beyazlatma tek seferde bitmesi sebebiyle ev tipi beyazlatmaya göre daha avantajlıdır. Ayrıca işlemin hekim tarafından yapılmasıyla yanlış uygulamaların önüne geçilip daha kontrollü ve doğru bir uygulama yapılmasına imkan verir.

    Fakat ofis tipi beyazlatmada dişlerin sadece görünen yüzeyleri beyazlatılabilmektedir.

    Uygulama sonrası dişlerin rengi 2 ile 3 tona kadar açılabilmektedir. Ancak bunun kişiden kişiye göre değişebileceği unutulmamalıdır.

    Ev tipi beyazlatma, bir hekimin talimatları doğrultusunda kişinin evde kendi kendine uygulayabildiği beyazlatma yöntemidir.

    Bu işlem öncesinde de öncelikle diş temizliği yapılır.

    Hastadan alınan ölçü ile kişiye özel bir aparey (kalıp) hazırlanır.

    Hasta kendisine tüp şeklinde verilen beyazlatma ajanını bu apareyin içerisine koyarak 3-4 gün arayla en az 4 saat olmak kaydıyla dişlerine uygular.

    Bu yöntemi özellikle of is tipi beyazlatmada istediği sonucu elde edemeyen kişilere pekiştirme olarak veya sürekli bir beyazlık isteyen hastalara öneriyoruz.

    1-Beyazlatma işlemi sonrasında 24 saat içinde elektrik çarpması, iğne batması şeklinde tarif edebileceğimiz hassasiyetler olabilir. İşlemden yarım saat önce ve işlem sonrasında alacağınız herhangi bir ağrı kesici bu hassasiyeti azaltacaktır.

    2-İşlem sonrası hassasiyeti attırabileceği için 24 saat süreyle çok sıcak-soğuk besinler tüketilmemelidir.

    3-Asitli yiyecek ve içecekler 24 saat boyunca tüketilmemelir. Aksi takdirde hassasiyetiniz daha çok artacaktır.

    4-Dişler günde en az 2 defa ve daha dikkatli temizlenmeye devam edilmelidir.

    5-Beyazlatma geri dönüşümü olan bir işlemdir. Bu nedenle özellikle işlem sonrasındaki 24 saat ve takibindeki bir kaç gün renklenmeye sebep olan ya da gıda boyası içeren yiyecek ve içecekler (çay,kahve,kakao,çikolata,salça,kırmızı şarap,renkli soslar,meyve suları vb. ) tüketilmemelidir.

    6-​Tütün ve tütün ürünleri (sigara,pipo vb.) diş rengi üzerinde olumsuz etki yaratacağından tüketimine dikkat edilmelidir.

    Tüm bu hususlara dikkat edilmediği takdirde diş renginiz kısa sürede eski haline geri dönebilir.

    Diş Eti Hastalıkları

    Ağız ve diş sağlığı bir bütün olarak düşünülmektedir. Bu nedenle dişlerin sağlığı kadar dişleri çevreleyen sert (kemik) ve yumuşak dokuların (diş eti) sağlığı da çok önemlidir. Diş eti hastalıklarının en önemli belirtisi kanamalardır. Kendiliğinden kanamaya başlayan diş eti ya da diş fırçası veya diş ipi kullanımı esnasında oluşan kanamalar diş etlerinin iltihaplı olduğunun göstergesidir.

    Şiş, kırmızı, düzensiz görünümlü dişeti, bunun yanı sıra dişlerin çevresini saran diş taşları, ağız kokusu, dişlerde sallanma veya uzama görüntüsü de dişeti hastalığı varlığının belirtisidir.

    Kırmızılaşan, şişen, düzensiz görünen dişeti, dişlerin çevresinde oluşan diş taşları, ağız kokusu, dişlerde sallanma ve uzamaya benzer görüntü de diş eti hastalığının varlığına işaret etmektedir.

    Dişlerde oluşan bakteri plakları diş eti sağlığını etkileyen en yaygın faktördür. Diğer etkenler ise sigara, stres, hormonal değişiklikler, genetik faktörler, kullanılan ilaçlar, diyabet gibi sistemik hastalıklar, yanlış uygulanan kaplama ve dolgulardır.

    Diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesi (küretaj) tedavinin başlangıcıdır. İlerleyen vakalarda gingivoplasti, flep operayonları, kron boyu uzatma gibi ileri cerrahi teknikler uygulanır.

    DİŞ TAŞI TEMİZLİĞİ

    Diş taşı temizliği, diş hekimleri tarafından uygulanan en basit ve ağrısız tedavidir. Genellikle herhangi bir anesteziye gerek duyulmaz. Ancak ağrı eşiği düşük olan veya şiddetli dişeti çekilmesi olan hastalarda oluşabilecek hassasiyeti ortadan kaldırmak için lokal anestezi uygulanabilir. Böylece hasta işlem sırasında hiçbir sızı duymamaktadır.

    Hayır vermez. Diş taşı temizliğinde diş dokusu değil, diş yüzeyindeki yabancı oluşumlar (plak, diş taşı) temizlenir. Diş taşı temizliğinde kullanılan aletler diş yüzeyinde çiziklere yol açmamaktadır.

    Diş taşı temizliği esnasında çok düşük miktarda kanama olması doğaldır. Bu kanamanın miktarı o kadar azdır ki hasta genellikle bunun farkına dahi varmaz. İleri düzeyde diş eti hastalığı olan bireylerde kanama biraz daha fazla olabilir, ancak hiçbir zaman cerrahi işlemlerdeki gibi bir kanama olmaz.

    Diş taşları diş eti hastalıklarına neden olan en yaygın faktördür. Diş taşı temizliği, diş ve diş eti sağlığı bakımından kesinlikle uygulanması gereken bir tedavidir. Altı ayda bir yapılacak diş hekimi kontrollerinde, fırçanın ulaşamadığı ya da iyi fırçalanamayan bölgelerde oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmelidir. Bunun hastaya hiçbir zararı olmamakla birlikte, sürekli diş taşı oluşumu görülen hastaların, diş hekiminin önerdiği aralıklarla bu işlemi yaptırması gerekmektedir.

    Dolgular, protezler, implantlar vb. diş tedavilerinden önce diş taşı temizliği yapılarak diş eti hastalığının tedavi edilmesi gerekmektedir.

    Diş taşı temizliği yapıldıktan sonra çok çabuk diş taşı oluştuğunu düşünüyorsanız, dişlerinizi doğru fırçalamıyor olabilirsiniz. Diş fırçalama şeklinizi gözden geçirmelisiniz. Diş taşı temizliğinin ardından doğru bakım ve fırçalamayla, arayüz bakımını da ihmal etmeyerek, diş taşı oluşumunun önüne geçmek sizin elinizdedir.

    Hasta çok sık diş taşı temizliği ihtiyacı duyuyorsa, bu ağız içi hijyeninin iyi olmadığı anlamına gelir. Diş hekimi belirli aralıklarla temizliyor diye kişinin üzerine düşen hijyen uygulamalarını yapmaması, diş taşı oluşumunu hızlandırır. Düzenli olarak diş taşlarını temizletmek yerine, dişleri temiz tutarak diş taşı oluşumunun önüne geçmek gerekmektedir. Doğru ve düzenli diş bakımı diş taşı oluşumunu engeller. Sadece diş bakımı iyi yapılmadığı için düzenli diş taşı temizliği yapılması tavsiye edilmemektedir.

    Bazen aşırı diş taşı olan ağızlarda temizlik sonrası büyük boşluklar hissedilebilir. Kök yüzeylerinin açığa çıkması nedeniyle hassasiyet oluşabilir. Böyle durumlarda hasta tedavinin fayda etmediğini ve daha kötü duruma geldiğini düşünebilir ancak bu yanlıştır. Bu vakalar, tedaviye geç kalınması nedeniyle oluşmaktadır.

    Diş taşı temizliği bir tedavi biçimidir. Bu nedenle sadece kozmetik bir işlem olarak düşünülmemelidir. Temizlenmeyen diş taşları dişeti hastalıklarına, bu nedenle de diş eti çekilmelerine, kötü ağız kokusuna ve dişlerin kendiliğinden dökülmelerine yol açabilmektedir.

    Porselen Lamina

    Lamina latinde yaprak demektir. Dişlerin kesilmeden sadece ön yüzlerinin 0.3-0.7 mm inceltilerek yapılan ve sağlam diş dokusunun en az kaybedildiği yöntemdir. Bu inceltilen alana porselen diş laminalarının yapıştırılma işlemidir.

    Beyazlatma ile sonuç alınamayan ileri derecede renkleşmiş dişlerde,

    Yapısal formu ve şekli kötü olan dişlerde,

    Ayrık dişleri birleştirmede (diastema kapama),

    Kırık veya aşınmış dişlerin restorasyonunda,

    Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde,

    Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak) mükemmele yakın kozmetik bir alternatif olabilir.

    Çene bozuklukları, tırnak yeme, kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar ileri derecede diş eti çekilmesinin mevcut olduğu durumlarda uygulanmaz.

    Eğer diş etlerinizde bir tedavi veya estetik açıdan bir müdahale gerekmiyor ise 2-3 seansta yani 1 hafta içinde yeni bir gülümsemeye sahip olabilirsiniz.

    İlk seans dişleriniz aşındırılmadan ölçüsü alınır ve çıkan modelde bir çalışma yapılır. Daha sonra dişler aşındırılır ve hassas bir ölçü materyali ile ölçü tekrarlanır. Bir sonraki randevunuzda ise laminalar dişlerinize uygulanır.

    Laminalar iyi bir ağız bakımıyla yıllarca sorunsuz olarak kullanılabilirler. Bunu da sebebi diğer yapıştırma sistemlerden daha üstün özelliklere sahip porselenden imal edilmiş olmalarıdır. Lekelenme ve aşınmaya karşı daha dirençlidirler. Ömürlerini uzatmak için ağız bakımına dikkat etmek gerekir. Ayrıca, çok sert gıdaları ısırmaktan, tırnak yemek gibi kötü alışkanlıklardan kaçınmak gerekir.

    0,3-0,7 mm lik aşındırma işlemi ile istenilen görünüş sağlanır. İşlem süresi ortalama 7-10 gün sürer.

    Sağlam, renkleri bozulmayan ve dayanıklı malzemelerden üretilirler.

    Dişlerinizin doğal yapısı bozulmadan istediğiniz estetik özelliklere (renk, şekil gibi ) sahip olması porselen lamina ile yapılabilmektedir. Diş üzerinde ya hiç bir değişiklik yapılmaz ya da az bir düzeltme uygulanır. Diş üzerinden kaldırılan miktar 0,3-0,7 mm ile sınırlıdır. Böylece hiç bir dişin kesilmesine (küçültülmesine) gerek kalmaz.

    Görünümünden memnun olmadığınız dişlerinizin bir kopyası elde edilerek üzerinde bir tasarım yapılır. Yani dişlere müdahalede bulunmadan önce, dişlerde oluşturulacak değişiklik tedavinin başında demo olarak gösterilebilir. Bu demoya mock-up denilir.

    Porselen yüzeyleri pürüzsüzdür bu nedenle sigara ve benzeri sebeplerden kaynaklanan lekelenmeleri ve diş taşı oluşumlarını minimuma indirir.

    Kahve, çay, sigara gibi dış etkenlerle renk değiştirmez.

    Materyal olarak oldukça kırılgandır. Fakat, mineye tam olarak yapıştırıldığında, germe ve çekme kuvvetlerine karşı direnci çok yükselir. Söz gelimi, yapışmış bir veneeri dişten bütün olarak sökmek mümkün değildir. Ancak elmas frezlerle diş yüzeyinden aşındırarak uzaklaştırılabilir.

    Aşınmaya karşı direnci yüksektir.

    Kanal Tedavisi (Endodonti)

    Dişin diş eti üstünde kalan ve ağız içinde görünür halde bulunan kısmına kuron, ağızda görünmeyen kemik içinde saklı kısmına ise kök adı verilmektedir. Her dişin kök sayısı kendine özgüdür. Dişin merkezinde kuron ve kök arasında yer alan bir bağ dokusu vardır. Bu doku dişe canlılık özelliği kazandıran kısımdır ve pulpa olarak adlandırılmaktadır. Diş siniri olarak da bilinen bu bölümle ilgili her sorunla ilgilenen bilim dalı endodonti’dir. Dişlerde oluşan derin çürükler, kırık ve çatlaklar, travma ve pulpada meydana gelen iltihaplar nedeniyle kök kanal tedavisi yapılabilmektedir.

    Pulpa bölgesinde oluşan enfeksiyonlar, diş çevresinde kızarıklık ve şişlik, çiğneme hassasiyeti, sıcak ve soğukta geçmeyen ağrılar şeklinde belirti verir. Bu belirtilerle bize başvuran hastalarımıza kanal tedavisi uygulayarak ilgili dişi ağızda tutmayı ve sağlıklı bir şekilde fonksiyon görmesini devam ettirerek implant veya köprü protezi gereksinimini ortadan kaldırmayı amaçlamaktayız.

    1. Lokal anestezi ile diş ve çevre dokuların uyuşturulması
    2. Çürük ve enfekte yapıların temizlenerek kök kanallarına giriş yapılması
    3. Kök kanal uzunluğunun apeks bulucu cihazlarla ve radyografi ile tespit edilmesi
    4. El aletleri ve döner aletler kullanılarak kök kanallarının şekillendirilmesi
    5. Enfekte mikroorganizmaların kanal içi dezenfektanlar kullanılarak uzaklaştırılması
    6. Kök kanallarının doldurulması ve üst kısmının restore edilmesi

    İlerleyen teknoloji ile birlikte kanal tedavisinde başarı oranı yükselmektedir. Doğru bir endikasyonla ve kurallarına uygun şekilde yapılan bir kanal tedavisinin başarı oranı %95’lerdedir. Komplikasyon riski her zaman olsa da unutmamak gerekir ki kanal tedavisi diş çekiminden önceki son başvurulacak yöntemdir.

    BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN

    Merkezimizden Fotoğraflar